Bir suçun işlenmesinden sonra kanun değişirse eski kanun mu, yeni kanun mu uygulanır? Yeni düzenleme cezayı artırmışsa geçmişte işlenen fiili etkiler mi? Ceza azaltılmış veya fiil suç olmaktan çıkarılmışsa kesinleşmiş karar yeniden değerlendirilebilir mi?

Bu soruların cevabı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinde düzenlenen zaman bakımından uygulama kurallarına göre belirlenir. Temel kural, fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ceza kanununun uygulanmasıdır. Sonraki kanun failin aleyhineyse geçmişe yürümez; failin lehineyse geçmişte işlenen fiile uygulanabilir ve kesinleşmiş mahkûmiyeti dahi etkileyebilir.

Ancak lehe kanun, yalnız eski ve yeni kanundaki ceza miktarlarının yan yana yazılmasıyla belirlenemez. Suçun unsurları, nitelikli hâlleri, indirim nedenleri, dava şartları, zamanaşımı ve mahkûmiyetin diğer sonuçları somut olay üzerinde bütün hâlinde karşılaştırılmalıdır.

TCK m.7 Hangi İlkeleri Düzenlemektedir?

TCK m.7 dört temel durumu düzenler:

  1. İşlendiği tarihte suç olmayan bir fiil, sonradan suç hâline getirilse bile geçmişe dönük olarak cezalandırılamaz.
  2. İşlendiği tarihte suç olan fiil sonradan suç olmaktan çıkarılırsa kişi cezalandırılamaz; verilmiş cezanın infazı ve kanuni sonuçları kendiliğinden kalkar.
  3. Suç tarihindeki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunlar farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz edilir.
  4. İnfaz rejimine ilişkin hükümler kural olarak derhal uygulanır; hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrür bu kuralın dışındadır. Geçici veya süreli kanunlar ise yürürlükte oldukları dönemde işlenen suçlara uygulanmaya devam eder.

Bu sistem; aleyhe ceza kanununun geçmişe yürümesi yasağı, lehe kanunun geçmişe yürümesi ve bazı usul veya infaz kurallarının derhal uygulanması ilkelerine dayanır.

Aleyhe Ceza Kanunu Geçmişe Yürür mü?

Aleyhe ceza kanunu geçmişe yürümez. Bir fiil işlendiği tarihte suç değilse, daha sonra yürürlüğe giren kanunla suç hâline getirilmiş olsa dahi fail cezalandırılamaz. Aynı şekilde sonraki kanun:

  • Suçun cezasını artırıyorsa,
  • Yeni bir nitelikli hâl getiriyorsa,
  • Cezada indirim imkânını daraltıyorsa,
  • Daha ağır bir yaptırım veya güvenlik tedbiri öngörüyorsa,
  • Suçun oluşmasını kolaylaştırıp sorumluluk alanını genişletiyorsa,
  • Dava zamanaşımı süresini fail aleyhine uzatıyorsa

bu hükümler kural olarak yürürlük tarihinden önce işlenmiş fiillere uygulanamaz.

Bu yasak, suçta ve cezada kanunilik ile hukuki güvenlik ilkelerinin sonucudur. Kişi, fiili gerçekleştirdiği sırada mevcut olmayan veya o tarihte öngörülenden daha ağır bir ceza tehdidiyle sonradan karşı karşıya bırakılamaz.

Lehe Kanun Nedir?

Lehe kanun, somut olayda fail hakkında daha hafif hukuki sonuç doğuran kanundur. TCK m.7/2 uyarınca suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.

Sonraki kanun şu durumlarda lehe olabilir:

  • Fiili tamamen suç olmaktan çıkarması,
  • Suçun oluşması için daha fazla veya daha dar koşul araması,
  • Somut olaydaki nitelikli hâli kaldırması,
  • Daha hafif ceza türü veya miktarı öngörmesi,
  • Hapis cezası yerine adli para cezası veya seçimlik yaptırım getirmesi,
  • Yeni bir indirim veya cezasızlık nedeni kabul etmesi,
  • Suçu şikâyete, uzlaştırmaya veya ön ödemeye bağlı hâle getirmesi,
  • Dava zamanaşımı süresini kısaltması,
  • Mahkûmiyetin kanuni sonuçlarını fail lehine değiştirmesi.

Bu liste kesin değildir. Hangi kanunun lehe olduğu suçun soyut düzenlemesine göre değil, somut olayda doğuracağı bütün sonuçlar üzerinden belirlenir.

Bir Fiil Sonradan Suç Olmaktan Çıkarılırsa Ne Olur?

TCK m.7/1’e göre işlendiği tarihte suç olan bir fiil, sonradan yürürlüğe giren kanunla suç olmaktan çıkarılırsa kişi artık cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz.

Yargılama devam ediyorsa fiilin suç olmaktan çıkması gözetilerek uygun karar verilmelidir. Mahkûmiyet kesinleşmişse cezanın veya güvenlik tedbirinin infazı ile mahkûmiyetin ceza hukukuna ilişkin kanuni sonuçları kendiliğinden kalkar.

Burada fiilin gerçekten suç olmaktan çıkarılması ile yalnız yaptırımın veya takip usulünün değiştirilmesi birbirinden ayrılmalıdır. Yeni düzenlemenin aynı fiili başka bir suç tipi içinde cezalandırmaya devam edip etmediği incelenmeden “suç olmaktan çıkarma” sonucuna varılamaz.

Lehe Kanun Nasıl Belirlenir?

Lehe kanun belirlenirken eski ve yeni düzenlemelerin ilgili bütün hükümleri somut olaya ayrı ayrı uygulanır. Her kanuna göre ortaya çıkacak nihai hukuki sonuçlar karşılaştırılır ve fail bakımından daha elverişli sonuç veren kanun seçilir.

Karşılaştırmada özellikle şu hususlar dikkate alınır:

  • Suçun maddi ve manevi unsurları,
  • Fail ve mağdura ilişkin özellikler,
  • Suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâlleri,
  • Teşebbüs, iştirak ve içtima hükümleri,
  • Haksız tahrik, takdiri indirim ve etkin pişmanlık hükümleri,
  • Şikâyet, izin, talep gibi muhakeme şartları,
  • Uzlaştırma ve ön ödeme kapsamı,
  • Ceza türü ile alt ve üst sınırlar,
  • Erteleme ve diğer kişiselleştirme imkânları,
  • Hak yoksunlukları ve güvenlik tedbirleri,
  • Dava ve ceza zamanaşımı,
  • Somut mahkûmiyetin infaz sonucunu etkileyen özel düzenlemeler.

5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde de lehe hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanması ve ortaya çıkan sonuçların karşılaştırılması suretiyle belirleneceği kabul edilmiştir.

Yalnız Ceza Alt ve Üst Sınırına Bakmak Yeterli midir?

Hayır. Yeni kanunun ceza üst sınırının daha düşük olması, her olayda otomatik olarak yeni kanunun lehe olduğu anlamına gelmez. Yeni kanun aynı zamanda somut olayda uygulanacak yeni bir nitelikli hâl, hak yoksunluğu veya daha ağır başka bir sonuç getirmiş olabilir. Buna karşılık ceza aralığı değişmese bile suçun şikâyete bağlı hâle gelmesi veya daha geniş bir etkin pişmanlık imkânı tanınması yeni kanunu lehe kılabilir.

Bu nedenle mahkemenin iki kanuna göre uygulamayı gerekçeli biçimde ayrı ayrı göstermesi gerekir. Sadece “yeni kanun daha lehedir” denilmesi, özellikle farklı sonuçlar doğuran birden fazla hüküm varsa yeterli bir karşılaştırma oluşturmayabilir.

Eski ve Yeni Kanunun Lehe Hükümleri Birleştirilebilir mi?

Kural olarak hayır. Lehe kanun belirlenirken eski kanunun bir hükmü ile yeni kanunun başka bir hükmü seçilerek sanık hakkında üçüncü ve karma bir düzenleme oluşturulamaz. Buna “karma uygulama yasağı” veya “kül hâlinde karşılaştırma” ilkesi denilmektedir.

Örneğin eski kanundaki daha düşük temel ceza ile yeni kanundaki daha yüksek indirim oranının birleştirilmesi, kanun koyucunun kabul etmediği yeni bir yaptırım sistemi yaratabilir. Doğru yöntem:

  1. Eski kanunun ilgili hükümlerini somut olaya bir bütün olarak uygulamak,
  2. Yeni kanunun ilgili hükümlerini aynı olaya bir bütün olarak uygulamak,
  3. Ortaya çıkan sonuçları karşılaştırmak,
  4. Bütünüyle lehe sonuç veren kanunu uygulamaktır.

Bununla birlikte maddi ceza hukuku, muhakeme hukuku ve TCK m.7/3’te özel olarak düzenlenen infaz hukuku hükümlerinin zaman bakımından uygulanması aynı nitelikte değildir. Bu alanlara ilişkin değerlendirmelerin kendi kuralları çerçevesinde ayrıca yapılması, eski ve yeni maddi ceza kanunlarından seçme yapılarak karma bir suç ve ceza rejimi yaratılması anlamına gelmez.

Ara Kanun da Uygulanabilir mi?

Suçun işlendiği tarih ile hüküm tarihi arasında birden fazla kanun değişikliği yapılmış olabilir. Suç tarihinde yürürlükte olmayan, daha sonra yürürlüğe girip hükümden önce veya sonra yürürlükten kaldırılan bir düzenleme “ara kanun” olarak gündeme gelebilir.

Lehe kanun araştırması yalnız suç tarihindeki kanun ile karar tarihindeki kanun arasında yapılmaz. Fiilin işlenmesinden sonra yürürlüğe giren bütün ilgili kanunlar değerlendirilir. Bunlardan biri, kısa bir süre yürürlükte kalmış olsa bile somut olayda en lehe sonucu doğuruyorsa uygulanabilir. Geçici veya süreli kanunlara ilişkin TCK m.7/4 hükmü ise bu durumdan ayrıdır.

Geçici ve Süreli Ceza Kanunları Nasıl Uygulanır?

TCK m.7/4’e göre geçici veya süreli kanunlar, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenen suçlar hakkında uygulanmaya devam eder.

Süreli kanunun yürürlükten kalkması, o dönemde işlenen fiiller bakımından kendiliğinden lehe kanun sonucu doğurmaz. Aksi kabul, belirli bir olağanüstü dönem veya geçici ihtiyaç için konulan yasağın, ilgililer tarafından sürenin sona ermesine kadar ihlal edilmesini teşvik edebilir ve kanunun etkisini ortadan kaldırabilir.

Bir düzenlemenin gerçekten geçici veya süreli ceza kanunu niteliğinde olup olmadığı, yalnız yürürlük tarihine değil düzenlemenin amacı ve yapısına göre değerlendirilir.

İnfaz Kanunları Bakımından Lehe Kanun Uygulanır mı?

TCK m.7/3’e göre hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili hükümler dışında kalan infaz rejimi hükümleri derhal uygulanır. Bu nedenle infaz hukukunda genel kural, işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan hükmün uygulanmasıdır; her infaz değişikliği için otomatik olarak lehe kanun karşılaştırması yapılmaz.

Kanun koyucu üç alanı açıkça derhal uygulama kuralının dışında bırakmıştır:

  • Hapis cezasının ertelenmesi,
  • Koşullu salıverilme,
  • Tekerrür.

Bu kurumlar bakımından suç tarihindeki ve sonraki düzenlemelerin zaman bakımından uygulanması lehe kanun ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. Bununla birlikte bir düzenlemenin maddi ceza hukuku mu, infaz rejimi mi olduğu her zaman yalnız bulunduğu kanuna veya başlığına bakılarak belirlenemez. Hükmün kişinin ceza sorumluluğu ve cezaevinde geçireceği süre üzerindeki gerçek etkisi incelenmelidir.

Ceza Muhakemesi Kurallarında Lehe Kanun İlkesi Geçerli midir?

Ceza muhakemesi kuralları bakımından genel ilke derhal uygulamadır. Yeni usul kuralı, yürürlüğe girdikten sonra yapılacak muhakeme işlemlerine uygulanır; eski kanun döneminde hukuka uygun biçimde tamamlanmış işlemler sırf kanun değiştiği için kural olarak tekrarlanmaz.

Ancak bir hükmün usul kanununda bulunması, onun her durumda yalnız şekli hukuk kuralı olduğu anlamına gelmez. Ceza miktarını azaltan veya sanığın maddi ceza sorumluluğunu doğrudan etkileyen sonuçlar öngören düzenlemeler bakımından lehe kanun ilkesi gündeme gelebilir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, lehe ceza kanununun geçmişe uygulanmasını kanunilik, hukuk devleti, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağlantılı anayasal bir gereklilik olarak değerlendirmektedir.

Bu nedenle düzenlemenin adı veya kanundaki yeri yerine, niteliği ve sanığın hukuki durumu üzerindeki gerçek etkisi esas alınmalıdır.

Zamanaşımı Değişirse Hangi Kanun Uygulanır?

Dava ve ceza zamanaşımı, ceza sorumluluğu üzerinde doğrudan sonuç doğurduğundan zaman bakımından uygulamada lehe kanun karşılaştırmasına dâhil edilir. Sonraki kanun zamanaşımı süresini kısaltıyorsa lehe olabilir; süreyi uzatan sonraki hüküm ise daha önce işlenmiş suç bakımından fail aleyhine geçmişe yürütülemez.

Ancak yalnız zamanaşımı maddesi tek başına seçilmemelidir. Suça ilişkin önceki ve sonraki düzenlemelerin zamanaşımı üzerindeki etkisi, karma uygulama yasağı ve bütün hâlinde karşılaştırma ilkesi gözetilerek belirlenmelidir.

Suç Tarihi Nasıl Belirlenir?

Hangi kanunun uygulanacağını belirlemek için öncelikle suç tarihinin doğru tespit edilmesi gerekir. Ani suçlarda kural olarak icra hareketinin gerçekleştirildiği tarih esas alınır. Neticenin daha sonra gerçekleşmesi, her durumda suç tarihini netice tarihine taşımaz.

Kesintisiz veya mütemadi suçlarda hukuka aykırı durumun sona erdiği tarih; zincirleme suçlarda ise zincire dâhil son fiilin tarihi önem kazanabilir. Suç oluşturan davranış kanun değişikliğinden sonra da sürdürülmüşse, yeni kanunun uygulanması fail aleyhine geçmişe yürüme olarak değerlendirilmeyebilir. Bununla birlikte suçun yapısı ve kanun değişikliğinin içeriği somut olayda ayrıca incelenmelidir.

Kesinleşmiş Karardan Sonra Lehe Kanun Çıkarsa Ne Yapılır?

Lehe kanun ilkesi yalnız soruşturma veya devam eden dava aşamasında uygulanmaz. Mahkûmiyet hükmü kesinleştikten ve hatta infaza başlandıktan sonra yürürlüğe giren lehe düzenleme de dikkate alınabilir.

Fiil tamamen suç olmaktan çıkarılmışsa TCK m.7/1’de infazın ve kanuni sonuçların kendiliğinden kalkacağı düzenlenmiştir. Fiil suç olmaya devam etmekle birlikte sonraki kanun daha lehe sonuç doğuruyorsa, hükmü veren mahkemeden uyarlama kararı alınması gündeme gelir. Uygulamada bu süreç “uyarlama yargılaması” olarak adlandırılmaktadır.

Uyarlama sırasında mahkeme, kesinleşmiş dosyada suçun sübutunu baştan sona yeniden tartışan yeni bir temyiz incelemesi yapmaz. Kanun değişikliğinin kesinleşmiş hükme etkisini, lehe kanunun belirlenmesi için gerekli karşılaştırmayı ve yeni hükmün uygulanma koşullarını değerlendirir. Duruşma açılmasının gerekip gerekmediği, yapılacak değerlendirmenin takdir ve yeni inceleme gerektirip gerektirmediğine göre belirlenir.

Lehe Kanun Mahkeme Tarafından Kendiliğinden Uygulanır mı?

Lehe kanunun uygulanması kamu düzenine ilişkindir. Soruşturma ve kovuşturma makamlarının, taraflar ileri sürmese dahi ilgili kanun değişikliklerini gözetmesi gerekir. Kanun yolu incelemesinde veya infaz aşamasında da değişikliğin dosyaya etkisi resen değerlendirilmelidir.

Bununla birlikte kesinleşmiş dosyalarda uygulamada gecikme veya değerlendirme farklılığı yaşanabileceğinden, hükümlü veya müdafii hükmü veren mahkemeye başvurarak uyarlama talep edebilir. Başvuruda yalnız yeni kanunun numarasını belirtmek yerine, eski ve yeni hükümlerin somut olaya uygulanmasıyla ortaya çıkan sonuçların gösterilmesi daha sağlıklı olur.

Anayasa Mahkemesinin Lehe Kanun Yaklaşımı

Anayasa Mahkemesi 11.04.2019 tarihli, 2019/9 Esas ve 2019/27 Karar sayılı kararında lehe ceza kanununun geçmişe uygulanmasının hukuk devleti, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağlantılı olduğunu; suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında anayasal bir zorunluluk taşıdığını belirtmiştir.

Mahkemeye göre fiilin sonradan suç olmaktan çıkarılması veya daha hafif yaptırıma bağlanması hâlinde eski ve daha ağır hükmün uygulanmaya devam etmesi, bireyin hukuki güvenliğiyle bağdaşmaz. Bu yaklaşım, TCK m.7’deki lehe kanun ilkesinin yalnız teknik bir kanun çatışması kuralı olmadığını, temel hak güvencesi niteliği taşıdığını göstermektedir.

Sık Sorulan Sorular

Suçtan sonra ceza artırılırsa yeni ceza uygulanır mı?

Hayır. Sonraki kanun failin aleyhineyse suç tarihinden önceki fiile uygulanamaz. Fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan daha hafif düzenleme esas alınır.

Dava devam ederken ceza düşürülürse ne olur?

Yeni düzenlemenin somut olayda bütünüyle daha lehe olduğu belirlenirse yeni kanun uygulanır. Mahkeme karşılaştırmayı hüküm verirken resen yapmak zorundadır.

Mahkûmiyet kesinleştikten sonra lehe kanun uygulanabilir mi?

Evet. TCK m.7/2 lehe kanunun uygulanmasını ve infazını öngörür. Kesinleşmiş hüküm bakımından uyarlama yargılaması yapılabilir.

Kanun bir süre hafifleyip sonra tekrar ağırlaşırsa aradaki kanun uygulanır mı?

Evet, aradaki düzenleme somut olayda en lehe kanunsa ve TCK m.7/4 kapsamındaki geçici veya süreli kanunlara ilişkin özel durum bulunmuyorsa ara kanunun uygulanması mümkündür.

Eski kanunun cezası, yeni kanunun indirimi birlikte uygulanabilir mi?

Kural olarak hayır. Önceki ve sonraki maddi ceza kanunlarının lehe hükümleri seçilerek karma bir uygulama yapılamaz. Her kanun olaya ayrı ayrı ve bütün hâlinde uygulanmalıdır.

Yeni infaz düzenlemesi her zaman lehe olmak zorunda mıdır?

Hayır. TCK m.7/3 uyarınca infaz rejimi hükümleri kural olarak derhal uygulanır. Erteleme, koşullu salıverilme ve tekerrür bu kuralın açık istisnalarıdır. Düzenlemenin gerçek hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay içtihadının değişmesi lehe kanun sayılır mı?

Mahkeme içtihadının değişmesi, kural olarak TCK m.7 anlamında yeni bir “kanun” değildir. Ancak kanunilik, öngörülebilirlik, hukuki güvenlik ve olağanüstü kanun yollarına ilişkin ayrı değerlendirmeler gündeme gelebilir.

Sonuç

Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında temel kural, suç tarihinde yürürlükte olan kanunun uygulanması ve aleyhe sonraki kanunun geçmişe yürümemesidir. Sonraki kanun fail lehineyse TCK m.7 gereğince geçmişte işlenen fiile ve şartları varsa kesinleşmiş mahkûmiyete uygulanır.

Lehe kanun tespiti yalnız ceza miktarına bakılarak yapılamaz. Eski, yeni ve varsa ara kanunların ilgili bütün hükümleri somut olaya ayrı ayrı uygulanmalı; ortaya çıkan sonuçlar karşılaştırılmalı ve karma uygulama yapılmamalıdır. İnfaz ve muhakeme hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasında ise bu alanlara özgü derhal uygulama kuralları ve TCK m.7/3’teki istisnalar ayrıca gözetilmelidir.

Kanun değişikliğinin kesinleşmiş bir dosyaya etkisi bulunduğunda, lehe düzenlemenin doğru belirlenmesi ve uyarlama kararının kapsamının kurulması sonuç ceza ve infaz süresi bakımından doğrudan önem taşır.

Bilgilendirme: Bu yazı genel hukuki bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Her kanun değişikliğinin kapsamı ve her dosyanın hukuki durumu farklı olduğundan, yalnız bu açıklamalara dayanılarak somut bir yargılama veya infaz dosyası hakkında sonuç çıkarılamaz.

Yararlanılan Temel Kaynaklar

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.7.
  • 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m.9.
  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.98 ve devamı.
  • Anayasa Mahkemesi, 11.04.2019 tarihli, 2019/9 E., 2019/27 K. sayılı karar.
  • M. Emin Artuk, Ahmet Gökcen ve diğerleri, *Ceza Hukuku Genel Hükümler*.
  • Veli Özer Özbek ve diğerleri, *Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler*.
Ceza Hukuku çalışma alanını inceleyin ← Tüm makalelere dönün