Bir kişi belirli bir fiili gerçekleştirmek isterken kastettiğinden daha ağır veya farklı bir sonuç meydana gelebilir. Yaralamak amacıyla vurulan kişinin hayatını kaybetmesi, terk edilen kişinin hastalanması veya yardım yükümlülüğünün ihlali sonucunda ölüm meydana gelmesi bu kapsamda tartışılabilecek durumlardır.

Ancak ağır sonucun meydana gelmesi, failin bu sonuçtan otomatik olarak sorumlu tutulması için yeterli değildir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 23. maddesi, ağır veya başka neticeden sorumluluğu kusura bağlamıştır. Failin ağır netice bakımından en az taksirle hareket etmesi, temel fiil ile ağır netice arasında nedensellik bağı bulunması ve neticenin faile objektif olarak isnat edilebilmesi gerekir.

TCK m.23 Ne Düzenlemektedir?

TCK m.23’e göre:

“Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi hâlinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir.”

Bu hüküm, “hukuka aykırı bir fiili gerçekleştiren kişi bunun bütün sonuçlarına katlanır” anlayışını reddeder. Ceza sorumluluğu yalnız hareket ile sonuç arasındaki maddi bağlantıya değil, failin kusuruna da dayanmalıdır.

Dolayısıyla fail:

  • Temel suç bakımından gerekli manevi unsurla hareket etmiş olmalı,
  • Kastedilenden daha ağır veya başka bir netice meydana gelmeli,
  • Temel fiil ile ağır netice arasında nedensellik bağı bulunmalı,
  • Ağır netice failin oluşturduğu hukuken önem taşıyan riskin gerçekleşmesi olmalı,
  • Fail ağır netice bakımından en az taksir derecesinde kusurlu olmalı,
  • Ağır netice, kanunda temel suçla bağlantılı biçimde özel olarak yaptırıma bağlanmış olmalıdır.

Bu koşullardan biri bulunmuyorsa yalnız ağır sonuçtan hareket edilerek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçtan ceza verilemez.

Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suçun Yapısı

Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlarda kural olarak iki kademeli bir yapı vardır:

Birinci kademe: Temel suç

Fail öncelikle kanunda düzenlenen temel suçu gerçekleştirir. Kasten yaralama sonucu ölüm örneğinde temel suç, yaralama kastıyla işlenen TCK m.86 kapsamındaki fiildir.

İkinci kademe: Ağır veya başka netice

Temel suçun sonucunda, failin başlangıçtaki kastının ötesine geçen daha ağır veya farklı bir netice meydana gelir. Yaralama fiili sonucunda mağdurun ölmesi, duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi buna örnek olabilir.

Bu nedenle netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar öğretide çoğu zaman “kast-taksir kombinasyonu” veya karma yapılı suçlar olarak açıklanmaktadır. Fail temel suçu kasten gerçekleştirirken, ağır netice bakımından en az taksirle hareket eder. Bununla birlikte özel suç tipinin yapısına göre ağır neticeye yönelik kusurun bilinçli taksir, olası kast veya doğrudan kast düzeyinde olması da ayrıca değerlendirilir.

Ağır Netice Bakımından “En Az Taksir” Ne Demektir?

TCK m.23, ağır netice bakımından en az taksir aramaktadır. Buna göre failin ağır sonucu istememiş olması tek başına sorumluluğu kaldırmaz. Sonuç öngörülebilir olduğu hâlde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle öngörülmemişse taksir; öngörülmesine rağmen gerçekleşmeyeceğine güvenilmişse bilinçli taksir gündeme gelebilir.

Örneğin bir kişinin göğüs bölgesine kuvvetli biçimde vurulması sonucunda mağdurun ölmesi hâlinde, ölüm neticesinin somut olayda fail tarafından öngörülüp öngörülmediği veya öngörülmesi gerekip gerekmediği araştırılır. Kullanılan araç, darbenin şiddeti, hedef alınan vücut bölgesi, mağdurun bilinen özellikleri ve olayın gerçekleşme biçimi bu değerlendirmede önem taşır.

Ağır netice objektif olarak öngörülemez nitelikteyse veya failin kişisel koşullarında bu neticeyi öngörmesi beklenemiyorsa yalnız nedensellik bağının bulunması TCK m.23 sorumluluğu için yeterli değildir.

Objektif Sorumluluk Neden Kabul Edilmemektedir?

Objektif sorumluluk, failin meydana gelen netice bakımından kast veya taksir türünden bir kusuru bulunmasa bile yalnız fiili ile sonuç arasındaki nedensellik nedeniyle sorumlu tutulmasıdır.

5237 sayılı TCK, kusursuz suç ve ceza olmaz ilkesini benimsemiştir. TCK m.23 de bu ilkenin netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara yansımasıdır. Fail hukuka aykırı bir fiil işlemiş olsa bile, fiilin öngörülemez ve kendisine kusur olarak yüklenemeyecek bütün sonuçlarından sorumlu tutulamaz.

Anayasa Mahkemesi de 19.02.2009 tarihli, 2006/72 Esas ve 2009/24 Karar sayılı kararında TCK m.23’ün objektif sorumluluğu kaldırarak ağır neticeden sorumluluğu en az taksir düzeyindeki kusura bağladığını belirtmiş ve düzenlemeyi kusur ilkesiyle uyumlu bulmuştur.

TCK m.23 Tek Başına Ceza Verilmesini Sağlar mı?

Hayır. TCK m.23 genel bir sorumluluk hükmüdür; tek başına bağımsız bir suç ve ceza öngörmez. Failin ağır neticeden daha ağır cezayla sorumlu tutulabilmesi için, ağır veya başka neticenin ilgili suç tipinde özel olarak düzenlenmiş olması gerekir.

Örneğin kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri TCK m.87’de açıkça düzenlenmiştir. Buna karşılık kanunda belirli bir temel suçla bağlantılı ağırlaşmış netice öngörülmemişse, TCK m.23’e dayanılarak kıyas yoluyla yeni bir ağırlaştırma yaratılamaz.

Bu husus suçta ve cezada kanunilik ilkesinin sonucudur. TCK m.23, özel hükümde bulunmayan bir suç tipi veya ceza artırımı üretmek için kullanılamaz.

Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlara Örnekler

Türk Ceza Kanunu’nda netice sebebiyle ağırlaşmış suç yapısının görüldüğü başlıca düzenlemeler şunlardır:

  • Kasten yaralamanın ağır sonuçlara neden olması – TCK m.87,
  • İşkence sonucunda ağır yaralanma veya ölüm meydana gelmesi – TCK m.95,
  • Terk edilen kişinin hastalanması, yaralanması veya ölmesi – TCK m.97/2,
  • Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla ölüm meydana gelmesi – TCK m.98/2.

Her hükmün unsurları birbirinden farklıdır. TCK m.23’teki genel ölçütler, ilgili özel suç tipinin lafzı ve amacıyla birlikte uygulanır.

Kasten Yaralama Sonucu Ölüm – TCK m.87/4

Netice sebebiyle ağırlaşmış suçların uygulamadaki en önemli örneği, kasten yaralama sonucunda mağdurun ölmesidir.

TCK m.87/4’ün uygulanabilmesi için genel olarak:

  • Failin mağduru yaralama kastıyla hareket etmesi,
  • Yaralama fiilinin TCK m.86/1 veya m.86/3 kapsamına girmesi,
  • Mağdurun ölmesi,
  • Yaralama fiili ile ölüm arasında nedensellik bağının bulunması,
  • Ölüm neticesinin faile objektif olarak isnat edilebilmesi,
  • Failin ölüm bakımından en az taksirle hareket etmesi

gerekir.

Burada failin temel kastı yaralamaya yöneliktir. Ölüm neticesi bakımından ise en az taksir düzeyinde kusur aranır. Failin ölüm neticesini doğrudan istediği veya öngörüp kabullendiği sabitse artık kasten yaralama sonucu ölüm değil, doğrudan ya da olası kastla öldürme hükümleri gündeme gelir.

Kasten Öldürme ile Kasten Yaralama Sonucu Ölüm Arasındaki Fark

İki suç arasındaki temel ayrım failin kastının yöneldiği sonuçtur:

Hukuki nitelendirmeTemel manevi unsur
Kasten öldürmeFail ölüm neticesini bilir ve ister.
Olası kastla öldürmeFail ölümün gerçekleşebileceğini öngörür ve neticeyi kabullenir.
Kasten yaralama sonucu ölümFail yaralamayı ister; ölüm bakımından en az taksirle hareket eder.
Taksirle öldürmeFailin yaralamaya veya öldürmeye yönelik kastı yoktur; ölüm dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucu meydana gelir.

Failin “öldürmek istemedim” şeklindeki savunması tek başına belirleyici değildir. Kast, dış dünyaya yansıyan olgular üzerinden tespit edilir. Yargıtay uygulamasında özellikle:

  • Taraflar arasındaki husumetin nedeni ve derecesi,
  • Kullanılan aracın öldürmeye elverişliliği,
  • Darbe veya atış sayısı ve şiddeti,
  • Hedef alınan vücut bölgesi,
  • Yaraların yeri ve niteliği,
  • Failin hedef seçme imkânı,
  • Eyleme kendiliğinden mi yoksa dış engel nedeniyle mi son verildiği,
  • Olay öncesindeki, sırasındaki ve sonrasındaki davranışlar

birlikte değerlendirilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.06.2022 tarihli, 2022/94 Esas ve 2022/486 Karar sayılı kararında da kasten öldürme ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma arasındaki temel ayrımın manevi unsur olduğu; kastın olayın bütün özelliklerinden hareketle belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Basit Tıbbi Müdahaleyle Giderilebilir Yaralama Sonucu Ölüm

TCK m.87/4, TCK m.86’nın birinci ve üçüncü fıkralarına atıf yapmakta; basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralamayı düzenleyen TCK m.86/2’ye yer vermemektedir. Bu nedenle temel yaralama fiili m.86/2 kapsamında kalıyorsa, ölüm meydana gelmiş olsa dahi doğrudan m.87/4 uygulanamaz.

Bu durumda ölüm neticesi bakımından taksirle öldürme hükümlerinin ve somut olayda oluşabilecek diğer sorumlulukların değerlendirilmesi gerekir. Yaralanmanın TCK m.86/1 mi yoksa m.86/2 kapsamında mı kaldığı, adli raporun yalnız sonuç bölümüne bakılarak değil fiilin ve tıbbi bulguların tamamı üzerinden belirlenmelidir.

Özellikle tek yumruk, itme veya düşürme sonucu ölüm olaylarında yaralamanın niteliği, düşme zemini, failin hareketinin şiddeti, mağdurun durumu ve ölümün tıbbi sebebi suç vasfını doğrudan etkileyebilir.

Nedensellik Bağı Tek Başına Yeterli midir?

Hayır. Temel fiil ile ağır netice arasında nedensellik bağı bulunması zorunludur; fakat tek başına yeterli değildir. Ağır neticenin ayrıca failin oluşturduğu hukuken yasak riskin gerçekleşmesi olması gerekir. Bu değerlendirme objektif isnadiyet kapsamında yapılır.

Örneğin yaralama fiilinden sonra mağdurun ölmesi, kendiliğinden her durumda failin ölümden sorumlu tutulmasını gerektirmez. Şu sorular incelenir:

  • Ölümün tıbbi nedeni nedir?
  • Yaralama ölüm sonucuna etkili olmuş mudur?
  • Ölüm, yaralama fiilinin yarattığı tipik riskin gerçekleşmesi midir?
  • Mağdurun mevcut hastalığı sonuca nasıl etki etmiştir?
  • Mağdurun veya üçüncü kişinin sonraki davranışı nedensellik bağını ya da isnadiyeti kesmiş midir?
  • Tıbbi müdahale süreci bağımsız ve olağan dışı yeni bir risk yaratmış mıdır?

Mağdurun önceden var olan hastalığı veya bedensel hassasiyeti, failin sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Yaralama bu durumu harekete geçirerek ölüme etkili olmuşsa nedensellik devam edebilir. Buna karşılık ağır netice tümüyle bağımsız, olağan dışı ve faile yüklenemeyecek yeni bir sebepten doğmuşsa objektif isnadiyet bulunmayabilir.

Tıbbi Müdahale Hatası Nedensellik Bağını Keser mi?

Yaralanan kişinin tedavi görmesi, fiilin olağan sonuçlarından biridir. Bu nedenle tedavi sırasında ortaya çıkan her komplikasyon veya tıbbi hata, failin sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Tıbbi müdahalenin niteliği, yaralama ile ölüm arasındaki süreç, hatanın ağırlığı ve ölüm neticesine bağımsız etkisi değerlendirilir. Tamamen olağan dışı ve tek başına ölüm sonucunu doğuran bağımsız bir tıbbi davranışın isnadiyet üzerindeki etkisi farklı olabilir. Bu ayrım adli tıp ve ilgili uzmanlık raporlarıyla somutlaştırılmalıdır.

Mağdurun Hastalığı veya Yaşı Sorumluluğu Etkiler mi?

Mağdurun ileri yaşı, kalp hastalığı, kanama bozukluğu veya başka bir bedensel hassasiyeti bulunabilir. Fail bu özellikleri biliyorsa ağır neticenin öngörülebilirliği daha güçlü değerlendirilebilir.

Failin mağdurun özel durumunu bilmediği hâllerde ise yalnız sonucun meydana gelmiş olması yeterli değildir. Ağır neticenin fail bakımından objektif ve kişisel olarak öngörülebilir olup olmadığı araştırılır. Bununla birlikte mağdurun hassas bünyesi, yaralama fiilinin ölüm sürecine etkisi bulunuyorsa nedensellik bağını tek başına ortadan kaldırmaz.

Ağır Netice Gerçekleşmezse Teşebbüs Hükümleri Uygulanır mı?

Netice sebebiyle ağırlaşmış suçta daha ağır ceza, ağır veya başka neticenin gerçekten meydana gelmesine bağlıdır. Ağır netice gerçekleşmemişse kural olarak bu ağırlaşmış hâl tamamlanmış olmaz.

Fail, gerçekleştirdiği temel suçtan veya temel suç teşebbüs aşamasında kalmışsa o suça teşebbüsten sorumlu olabilir. Ağır neticeye yönelik ayrıca doğrudan kastın bulunması hâlinde ise olay artık yalnız TCK m.23 kapsamında değerlendirilemez; kastedilen bağımsız suç ve teşebbüs hükümleri gündeme gelir. Konu öğretide ayrıntılı tartışmalara açık olduğundan somut suç tipinin yapısı ayrıca incelenmelidir.

Birden Fazla Fail Varsa Ağır Neticeden Kim Sorumlu Olur?

Birden fazla kişinin temel suça katılması, ağır neticeden herkesin otomatik olarak sorumlu tutulmasını sağlamaz. Her fail veya şerik bakımından:

  • Temel suça katılımın niteliği,
  • Gerçekleştirilen hareket,
  • Ağır neticeye nedensel katkı,
  • Ağır neticenin öngörülebilirliği,
  • Bu netice bakımından en az taksir düzeyinde kusur

ayrı değerlendirilmelidir.

Özellikle toplu saldırı olaylarında hangi darbenin ağır sonucu doğurduğu, ortak hâkimiyet, müşterek faillik, iştirak iradesinin kapsamı ve her sanığın ağır netice bakımından kusuru delillerle ortaya konulmalıdır. Sırf olay yerinde bulunmak veya temel fiile sınırlı katılım, ağır neticenin kişiye yüklenmesi için tek başına yeterli değildir.

İspat Bakımından Hangi Deliller Önemlidir?

Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlarda hukuki nitelendirme çoğu zaman teknik ve tıbbi delillere bağlıdır. Başlıca deliller şunlardır:

  • Olay yeri inceleme tutanakları,
  • Kamera ve ses kayıtları,
  • Tanık anlatımları,
  • Adli muayene ve otopsi raporları,
  • Adli Tıp Kurumu veya uzman bilirkişi raporları,
  • Kullanılan araç veya silaha ilişkin incelemeler,
  • Hastane kayıtları ve tedavi süreci,
  • Taraflar arasındaki önceki ilişki ve husumet,
  • Failin olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışları.

Tıbbi rapor yalnız ölüm sebebini değil, temel fiil ile ağır netice arasındaki bağlantıyı açıklayacak nitelikte olmalıdır. Çelişkili raporlar varsa giderilmeden hüküm kurulması suç vasfı ve sorumluluk bakımından hatalı sonuç doğurabilir.

Sık Sorulan Sorular

Netice sebebiyle ağırlaşmış suç bağımsız bir suç mudur?

TCK m.23 tek başına bağımsız bir suç ve ceza düzenlemez. Ağır neticenin ilgili özel suç tipinde ayrıca yaptırıma bağlanmış olması gerekir.

Ağır sonuç meydana gelmişse fail mutlaka sorumlu olur mu?

Hayır. Nedensellik ve objektif isnadiyet yanında failin ağır netice bakımından en az taksir derecesinde kusurlu olması gerekir.

Yaralama sonucu ölüm her zaman TCK m.87/4 müdür?

Hayır. Failin kastı öldürmeye yönelikse kasten öldürme; yaralama kastı bulunmaksızın ölüm taksirle meydana gelmişse taksirle öldürme tartışılır. TCK m.87/4 için temel yaralama, ölümle bağlantı ve ölüm bakımından en az taksir koşulları birlikte bulunmalıdır.

Tek yumruk sonucu ölümde hangi suç oluşur?

Tek başına darbe sayısı belirleyici değildir. Darbenin şiddeti ve yöneldiği bölge, düşme biçimi, zeminin niteliği, failin kastı, yaralanmanın TCK m.86 kapsamındaki derecesi ve ölüm bakımından kusur birlikte değerlendirilir.

Mağdurun hastaneye geç gitmesi failin sorumluluğunu kaldırır mı?

Her durumda kaldırmaz. Gecikmenin ölüm sonucuna etkisi, mağdurdan beklenebilecek davranış, yaralamanın niteliği ve nedensellik süreci uzman raporlarıyla değerlendirilir.

Fail mağdurun hastalığını bilmiyorsa ölümden sorumlu tutulabilir mi?

Somut olayda ölüm neticesinin fail bakımından öngörülebilir olup olmadığına bağlıdır. Hastalığın bilinmemesi tek başına sorumluluğu kaldırmadığı gibi, ölümün meydana gelmesi de tek başına sorumluluk kurmaz.

Sonuç

Netice sebebiyle ağırlaşmış suç, temel fiilin failin kastettiğinden daha ağır veya farklı bir sonuca yol açması ve bu sonucun kanunda özel olarak daha ağır yaptırıma bağlanması hâlidir. TCK m.23 uyarınca failin ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için yalnız nedensellik bağı değil, ağır netice bakımından en az taksir derecesinde kusur da bulunmalıdır.

Özellikle kasten yaralama sonucu ölüm dosyalarında failin öldürme mi yoksa yaralama kastıyla mı hareket ettiği, ölümün öngörülebilirliği, temel yaralamanın hukuki niteliği, tıbbi nedensellik ve objektif isnadiyet birlikte değerlendirilmelidir. Suç vasfı yalnız sonucun ağırlığına veya failin soyut savunmasına dayanılarak belirlenemez.

Bilgilendirme: Bu yazı genel hukuki bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Her olayın özellikleri ve delilleri farklı olduğundan, yalnız bu açıklamalara dayanılarak somut bir soruşturma veya dava hakkında hukuki sonuç çıkarılamaz.

Yararlanılan Temel Kaynaklar

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.23, m.85, m.86 ve m.87.
  • Anayasa Mahkemesi, 19.02.2009 tarihli, 2006/72 E., 2009/24 K. sayılı karar.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 28.06.2022 tarihli, 2022/94 E., 2022/486 K. sayılı karar.
  • M. Emin Artuk, Ahmet Gökcen ve diğerleri, *Ceza Hukuku Genel Hükümler*.
  • M. Emin Artuk, Ahmet Gökcen ve diğerleri, *Ceza Hukuku Özel Hükümler*.
  • Veli Özer Özbek ve diğerleri, *Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler*.
Ceza Hukuku çalışma alanını inceleyin ← Tüm makalelere dönün