Boşanma hukukunda kusur, eşlerden hangisinin “iyi” veya “kötü” olduğuna ilişkin genel bir ahlak yargısı değildir. Evlilik yükümlülüklerini ihlal eden ve ortak hayatı etkileyen somut davranışların hukuken taraflara yüklenebilmesidir. Kusurun doğru belirlenmesi boşanma, tazminat ve yoksulluk nafakası bakımından farklı sonuçlar doğurur.
Kusur hangi davranışlardan doğabilir?
Sadakat yükümlülüğünün ihlali, fiziksel veya psikolojik şiddet, ağır hakaret, eşin ailesinin müdahalesine kayıtsız kalma, ekonomik birliği tehlikeye atan davranışlar, ortak konutu haklı neden olmaksızın terk, cinsel ve duygusal birlik yükümlülüklerinin ihlali somut olayın özelliklerine göre kusur oluşturabilir.
Davranışın ispatlanması kadar evlilik birliği üzerindeki etkisi, sürekliliği, olayların öncesi ve tarafların karşılıklı eylemleri önemlidir. Her tartışma veya kişilik uyuşmazlığı otomatik olarak kusur sayılmaz.
Kusur dereceleri nasıl karşılaştırılır?
Mahkeme, ispatlanan vakıaları her eş yönünden ayrı değerlendirir ve davranışların ağırlığını karşılaştırır. Taraflardan biri kusursuz, daha az kusurlu, eşit kusurlu veya daha ağır kusurlu bulunabilir. Bu değerlendirme matematiksel puanlama değildir; davranışların evliliğe etkisi ve ağırlığı esas alınır.
Dava tarihinden sonraki olayların boşanmaya sebep olan kusurun belirlenmesindeki işlevi sınırlıdır. Bununla birlikte tedbirler, velayet veya kişisel ilişki bakımından dava sırasındaki yeni olaylar önem taşıyabilir.
Boşanma kararı bakımından kusur
Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı davada davacının tamamen kusursuz olması şart değildir. Ancak davacı daha ağır kusurluysa davalının TMK m.166/2 kapsamındaki itirazı gündeme gelebilir. İtirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı ve evliliğin sürmesinde korunmaya değer yarar bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir.
Tazminata etkisi
TMK m.174 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan maddi tazminat isteyebilir. Kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat talep edebilir. Eşit kusurlu veya daha ağır kusurlu eş lehine boşanma tazminatına hükmedilmez.
Tazminat miktarı yalnızca kusurun ağırlığına göre belirlenmez; olayın özellikleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ihlalin niteliği ile hakkaniyet birlikte değerlendirilir.
Yoksulluk nafakasına etkisi
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak koşuluyla yoksulluk nafakası isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şart değildir. Eşit kusurlu eş şartları varsa nafaka alabilir; daha ağır kusurlu eş alamaz. Tedbir ve iştirak nafakası ise farklı hukuki ölçütlere tabidir.
Velayet kusurla belirlenmez
Velayet kararında temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Eşin diğer eşe karşı kusurlu davranışı, çocuğun bakımı ve güvenliğiyle bağlantı kurulamıyorsa tek başına velayeti belirlemez. Buna karşılık şiddet, ihmal, bağımlılık veya çocuğu diğer ebeveyne karşı araçsallaştırma ebeveynlik kapasitesi yönünden önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Aldatan eş hiçbir hak alamaz mı?
Bu genelleme doğru değildir. Somut kusur tazminat ve yoksulluk nafakasını etkileyebilir; mal rejimi, çocuk nafakası ve velayet farklı kurallara tabidir.
Eşit kusurlu eş tazminat alabilir mi?
Kural olarak hayır. Yoksulluk nafakası ise diğer koşullar varsa mümkün olabilir.
Kusur nasıl ispatlanır?
Tanık, yazışma, sağlık veya kolluk kaydı ve diğer hukuka uygun deliller birlikte değerlendirilir.
İlgili Yazılar
Hukuki Dayanak ve Yayın Notu
Başlıca dayanaklar: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ve konuya göre 6284 sayılı Kanun. Metin, genel bilgilendirme amacıyla 3 Ağustos 2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Somut olayın tarihleri, delilleri ve talepleri hukuki sonucu değiştirebilir; kişisel hukuki görüş yerine geçmez.
Aile ve Boşanma Hukuku çalışma alanını inceleyin →← Tüm makalelere dönün
